14 Mart 2012 Çarşamba

Beyni geliştiren besinler

  • Beyin sadece glikoz ve oksijenle çalıştığından meyvelerde bulunan meyve şekeri kolayca glikoza dönüşür. 
  • Sabahları geç kahvaltı ediyor ya da kahvaltıyı ihmal ediyorsanız, o zamanmevsimlik meyve, meyve suyu ve bir bardak ılık su almayı alışkanlık hale getirin.
  • Sabah bir tatlı kaşığı bal.
  • Zencefil içerdiği maddelerle, beynin yeni fikirler üretmensini sağlar.
  • Kimyon akla yeni fikirler getirir.
  • Havuç hatırlama yeteneğimizi artırır; çünkü beyin metabolizmasını canlandıran enzimler içerir.
  • Ananas ezberlemek için çok yararlı bir besindir.
  • Avokado kısa süreli hafıza için tüketilebilir.
  • Çilek stresin etkisini azaltır.
  • Limon algılama yeteneğini artırır.
  • Soğan aşırı yıpranmaya, fiziki yorgunluğa karşı kanı sulandırır. Böylece beyin oksijeni daha kolay alır.
  • Balık beyin hücrelerinin gelişimini sağlayan Omega-3 içerir. Haftada bir kez yenmesi tavsiye edilir.
  • Yumurta İçindeki kolin maddesi, beyin hücrelerini yeniler, güçlendirir.
  • Ay çekirdeği, bir avuç çekirdek yemek sinirleri yatıştırır. Ayrıca kasların gevşemesini sağlayan magnezyum sayesinde iyi bir uyku sağlar.
  • Yulaf, vücuda yavaş yavaş ama iyi bir enerji sağlar. Her gün kahvaltıda yemeye dikkat edin.

13 Mart 2012 Salı

Kadınların en büyük sağlık sorunları

Kadınlarda sık görülen 5 hastalık
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Hüsnü Görgen, en sık rastlanan beş kadın hastalığını anlattı ve tedavileri hakkında şu bilgileri verdi:
1-VAJİNAL AKINTI
Ergenlik çağından itibaren her kadının mutlaka karşılaştığı vajinal akıntı sorunu fizyolojik nedenlerle ya da bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkıyor.
Enfeksiyona bağlı akıntılar: Fizyolojik nedenlerin dışındaki akıntılar ise mantar, bakteriyel vajinozis, trikomonas denilen ve bir kısmı cinsel yolla bulaşan (Klamidya, Mykoplazma gibi) enfeksiyonlar nedeniyle oluşuyor. Kötü kokulu, süt kesiği görünümlü, koyu renkli veya kaşıntıyla beraber görülen bu tür akıntıların tanısı, muayene ve gerekiyorsa kültür alınması gibi ek incelemeler sonucunda konuluyor. Bu akıntılara neden olan enfeksiyonlar tedavi edilmediği takdirde ilerleyen yıllarda üreme organlarında yapışıklık, tıkanma ya da dış gebelik gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Enfeksiyonların tedavileri ağız yoluyla alınan antibiyotikler ve vajinal tabletlerle yapılıyor.
Fizyolojik akıntılar: İki adet arasındaki yumurtlama döneminde rahim ağzındaki tıkaç, spermlerin içeri girmesine izin verebilmek için sıvı hale geliyor. Bu nedenle, sanki rahim ağzı nezle olmuş gibi bir akıntı başlıyor. Bu tür şikâyeti olan kadınlar, yumurtlama dönemini takip ederek akıntının bu günlere denk gelip gelmediğini belirleyebiliyorlar.
Eğer akıntılar söz konusu dönemde meydana geliyorsa herhangi bir tedaviye gerek duyulmuyor. Kadınlar fizyolojik akıntıdan rahatsız olup, aşırı titiz davranarak vajeni, antibakteriyel madde, sabun ya da su ile sık sık temizleyebiliyorlar. Oysa bu davranış vajenin florasını bozuyor, mantar ve bakterilerin üremesine neden oluyor.
Renksiz ve kokusuz olan fizyolojik akıntıların bir diğer nedeni de özellikle hamilelik ve adet dönemlerinde rahim ağzının dışa dönmesi (servikal eversiyon), yara benzeri kırmızı bir görüntü alması ve salgı bezlerinin dışa dönmeye bağlı olarak daha fazla çalışması oluyor. Bu tür şikâyeti olan kadınların smear testleri normal sonuç veriyorsa, akıntı normal kabul ediliyor.
2- ADET DÜZENSİZLİĞİ
Düzenli bir adet mekanizmasında beyinden salgılanan hormonlar yumurtalıkları uyarıyor ve yumurta hücresi büyümeye başlıyor. Büyüyen yumurta hücresi östrojen ve progesteron üretiyor. Bu hormonların etkisi ile rahim içerisindeki doku gebeliğe hazırlanmak üzere kalınlaşmaya başlıyor. Kadın hamile kalmadığı her ay bu dokuyu yaklaşık 60-80 ml kan ile birlikte atıyor. Bu mekanizma çeşitli nedenlere bağlı olarak bozulabiliyor. Hormonal nedenlere bağlı düzensiz kanamalar 'disfonksiyonel kanama' olarak adlandırılıyor. Polip, miyom, endomterium (rahim) kanseri ve hiperlazi (rahmin iç duvarının kalınlaşması) gibi patolojik nedenlerle kanama düzensizlikleri de görülebiliyor. Hastanın öyküsü alınıp, muayenesi gerçekleştirildikten sonra kanama düzensizliğinin nedeni ortaya çıkıyor. Eğer sebep patolojikse tedavide cerrahi ön plana çıkıyor veya histereskop yöntemi ile polip ya da miyom alınıyor. Fonksiyonel bir kanama ise hormonlar ilaç tedavisi ile düzeltilmeye çalışılıyor.
3- CİNSEL FONKSİYON BOZUKLUKLARI
Ülkemizde cinsel fonksiyon bozuklukları konuşulmuyor. Bu tür sıkıntıları olan kadınlar doktora genellikle ağrı şikayeti ile başvuruyor. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanları, hastaların anatomik problemleri olup olmadığını inceliyor, cinsel ilişki sırasında oluşan fizyolojik değişiklikleri anlatıyorlar. Patolojik bir sorun, endometriozis, ağrıya neden olan miyom ya da geçirilmiş bir doğum sonrası vajinal yara dokusu, cinsel ilişki sırasında ağrı yapabiliyor. Bunlar ayırt edildikten sonra eğer anatomik bir neden bulunamazsa, hastalar psikiyatri uzmanlarına yönlendiriliyor.
4- PELVİK AĞRILAR
Miyomlara bağlı ağrılar Miyomlar en sık ağrı ve adet düzensizliği ile belirti veriyor. Rahim duvarında çıkan ve birçok kadında görülebilen bu iyi huylu tümörlerin birçoğunda tedavi gerekmiyor. Ancak makat, idrar torbası gibi organlara baskı yaptığı durumlarda ve büyüdüğünde ağrıya neden olabiliyor. Miyomların rahim içi dokuya baskı yapması durumunda ise kanama düzensizlikleri görülebiliyor. Böyle durumlarda, cerrahi tedavi tercih edilebiliyor. Adet sancıları Rahim içindeki endometrium dokusu atılırken, rahmin kasılması ve rahim ağzı kanalından atılan pıhtılı kanın rahmin kasılmasıyla beraber oluşturduğu ağrı mekanizması birçok kadında görülüyor.
Bu durumdan şikâyeti olanlara, kanamayı da azaltan ağrı kesiciler verilebiliyor. Bazı kadınlar, kanamanın azalmasından endişe ediyorlar. Oysa bu ilaçlar rahim içindeki kanamayı azaltmasına karşın fazla dokunun atılmasını engellemiyor. Ağrıyı azaltmak için doğum kontrol hapı da kullanılabiliyor. Bu hapların içindeki hormon miktarı az olduğu için rahim içi dokusu az kalınlaşıyor ve az atılıyor.
Kanama az olunca, ağrı da azalıyor. Ancak aşırı ağrılı adet dönemi geçiren hastalarda endometriozisten de (çikolata kisti) şüphelenmek gerekiyor. Rahim içinde bulunan endometrium dokusunun karnın içerisindeki zarlar ile yumurtalığın içerisinde de bulunması anlamına gelen bu hastalık, 100 kadının 6'sında görülüyor. Kesin tanısı laparoskopik cerrahi ile konulabilen endometriozis, adet kanamasının azaltılması ile tedavi edilebiliyor.
5- KISIRLIK
Yaşam koşullarının değişmesiyle oluşan hormonal dengesizlikler, cinsel yolla bulaşan hastalıkların ve endometriozis hastalığının artması, hastaların sosyal yaşantı nedeniyle geç hamile kalmak istemesi, hamilelikle ilgili olumsuzlukların birikmesine ve hamileliğin oluşmamasına neden olabiliyor. Öte yandan hamileliğin oluşması için belli bir sürenin geçmesi gerekiyor. Kişilerin bilinen bir hastalığı yoksa en az bir yıl boyunca korunmasız birliktelik öneriliyor. Sağlıklı çiftlerin yüzde 25'i yumurtlama döneminde hamile kalıyor.
Bir yılın sonunda hamilelik oluşmadıysa yapılacak üç temel test bulunuyor: Erkeğin sperm ölçümü, rahim içi filmi çekimi ve hormon testleri. Bu testlerin sonuçlarından elde edilen verilere göre tedavi planlanıyor. Yumurtlama planlanıp, uygun zamanda ilişkiye girme, spermin rahim içine konulması (aşılama) ya da yumurta ve spermin dışarıda birleştirilmesi (tüp bebek) yöntemi ile tedavi yapılıyor.

12 Mart 2012 Pazartesi

Iphone ve çikolata ilişkisi :)

Iphone'unuz var , çikolatayı çok seviyor ayrıca da farklı olmak mı istiyorsunuz?? Mutlaka bu Iphone kılıfından bir tane edinmelisiniz:) www.enilginc.com a tık tık ..Fiyatı da 42,90TL

Benim Iphone um yok ;ama çikolata severim diyorsanız, size de usb tavsiye edebilirim.
 Fiyatı 34,90 alabileceğiniz yer www.superyaa.com usb 4 gb bu arada :)

11 Mart 2012 Pazar

Otobüs Halleri

Belediye otobüsleri....Binmeyeli 20 ay oldu sanırım..Nereden mi biliyorum bu kadar kesin? İrem'den ötürü :) Ama hayatımın çok büyük bölümü o otobüslerde geçti.Çok da severdim onlarda yolculuk etmeyi..Kulağımda walkman,elimde kitabım tıngır mıngır giderdim..Tabi bu sultanlık yer bulabildiğim zamanlar için geçerli...Tam ilk kalktığı yerden biniyorsun otobüse, pat 4-5 durak sonra pazarın kurulduğu yer..İşte orası fena!! Elleri kolları meyve sebze değil de kıyafet ve bilumum eşyalarla dolu...Otobüse biner sana acınası gözlerle bakar yer ver diye..işte gıcık oluyorum o yaşlı(!) teyzelere...Bre teyze sen o pazarı gezerken turp gibisin ,omuz ata ata kalabalığı yara yara gezersin otobüse gelince mi bayılcak gibi haller oluşur? 
Bir de iş saatine denk getirirler ne hikmetse..Sanırım gezmekten zamanın farkında değiller.. Yer vermek istemem çoğu zaman bu tipteki teyzelere ne kadar iğneleyici laflar söyleseler de! Kimin neresi ağrır kim hasta kim değil bilemezler ya...Gençsin, kalkmak yer vermek zorundasın gibi düşünürler..Sakata,gaziye, hamileye,çocukluya değil sözüm siz beni anladınız. Onların kredisi sonsuz bende..Ama o kabul gününden gelen, pazar gezenleri hiç anlayamadım sanırım anlayamayacağım da..Her ne kadar anlayamasam da onları bile özlediğim bir gerçek :)))

ve yeniden...

Merhabalar
 Uzun zaman oldu biliyorum:( İnternete giremediğimden mi ? Hayır, hem de koskocaman...Her gün mutlaka internete girip postalarıma bakıyor ,sosyal ağlarda fink atıyorum da neden mı buraya yazmıyorum işte o sorunun cevabı:  ü-şen-geç-lik!!!
Blog bebek gibidir ;emek ister, ilgi ister. Benim zaten bir bebeğim var bu ikincisine haksızlık ettim biliyorum ;ama artık fırsat buldukça yazıp çizeceğim inşallah...
Oscar Ödülleri dağıtıldı biliyorum makyajdır,kıyafetlerdi hepsi geride kaldı :( önümüzdeki ödül törenlerini incik cincik edeceğiz artık :) Bu yazımı kısaca özetlemek gerekirse tekrar aranızdayım yazılarımla, paylaşımlarımla beni takip edin anacım :))